DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, devam eden Merkez Yürütme Kurulu toplantımızın arasında basın toplantısı düzenledi. Toplantı gündemlerine ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, şunları söyledi: 

Merhabalar, Rojbaş, hepiniz hoş geldiniz. Ekranları başında bizleri izleyen DEM Parti gönüllüleri, dikkatlerini her zamanki gibi bizlere yöneltenler, hepinizin öncelikle Newroz Bayramını kutluyorum. Bir MYK arasında karşınızdayız. Sıcak gelişmeler var Türkiye’de. Yalnızca izlemiyoruz; sokaklardayız, alanlardayız, meydanlardayız. Bir sürü nedenle itirazlarımızı ortaklaştırıyoruz. Taleplerimizi eşitlik, özgürlük ve adalet için yükseltmeye devam ediyoruz.

Kürtlerin ne istediğini soranlar Newroz alanlarına baksın

Merkez Yürütme Kurulu toplantımız Newroz kutlamalarının değerlendirmesiyle başladı. Temel başlıklarımızdan biri de buydu. 11 Mart’ta startını verdiğimiz Newroz kutlamaları, yarın da bazı yerlerde sürecek. Esasında dün itibarıyla tamamlamış olduk da diyebiliriz. Çok görkemli kutlamalarla dün son buldu Newroz haftası. 27 Şubat’ta yapılan çağrı ile tarihi bir fırsat doğdu. Biz, DEM Parti olarak, Sayın Öcalan’dan çağrı gelir gelmez bunun bir tarihsel fırsat olduğunun altını özellikle çizmiştik. Barışın, demokratik değişim ve dönüşümün kapısı aralandı. Üstelik bu kapı tüm Türkiye için aralandı, 85 milyon için aralandı. İşte, Newroz kutlamaları bu tarihsel fırsatı güçlendirdi. O çağrı geldikten sonra, hatta öncesinde başlayan yorumcular dönüp Newroz kutlamalarına baktılar mı bilemiyoruz. Kutlamalarda o alanları dolduranların mesajlarını duydular mı, duyuyorlar mı? Ya da o yorumların nasıl karşılıksız olduğunun farkına varacaklar mı? Bu soruları da sormak isteriz. Çünkü görkemli bir sahiplenmeyle milyonlar “Barış ve demokratik toplum için buradayız, hazırız” dedi. “Kürtler ne istiyor?” diye soranlar Newroz alanlarına baksın. 11 Mart’tan bugüne binlerin, yüz binlerin, milyonların aktığı ve birlikte halaya durduğu Newroz meydanlarına baksınlar. O kutlamalara baksınlar lütfen. “Kürt sorununda muhatap kimdir?” diye soranlar yine dönüp oraya baksınlar. Bizim tavsiyemiz, oradan yükselen sesi ve sloganları duymalarıdır. “Kürt sorunu nasıl çözülür?” diyenler ya da yol haritası arayanlar, yollarını bulamayanlar… Yine onlar da aynı yere, Newroz alanlarına bakabilir. 

Kürtler demokratik bir ülkede olması gerekenleri istiyor

Kürtler demokratik bir ülkede olması gerekenleri istiyor ve bütün Türkiye’nin özlemi de böyle bir demokrasi zaten. O yüzden bu muhteşem Newroz iradesine müteşekkiriz. Yalnızca DEM Parti olarak değil, aslında Türkiye’de yaşayan tüm halklar olarak müteşekkiriz. Çünkü özgürlük, adalet ve eşitlik için çelikten bir iradeyle karşı karşıyayız. Tüm haksızlıklara, eşitsizliklere ve adaletsizliklere rağmen eşit, adil ve onurlu bir yaşam hakkından vazgeçmeyen yüz binler Newroz alanlarını doldurdu ve çok açık bir mesaj verdi. Bu mesaj net. Bu mesaj, Kürt sorununda çözüm, Türkiye’de demokrasi istiyor; Türkiye’nin her yeri için demokrasi istiyor. Sayın Öcalan’ın başlattığı, çağrısını yaptığı sürecin artık gerçek bir çözüm ve barış sürecine evrilmesi için devletin sorumluluk alması ve adım atması gerektiğini söylüyor. Newroz alanlarının kararlı duruşunu herkesin böyle okuması gerekiyor. 

Newroz alanlarından Saraçhane’ye halkların özgürlük, demokrasi ve eşitlik talebi ortaklaşmış durumda 

Böyle tarihsel fırsatlara az rastlanır, o yüzden herkes ciddiyetle yaklaşmalı dedik en başından beri. Hem titizlikle, itinayla ve çelik bir iradeyle durup açık bir şekilde mesajımızı ortaya koyduk hem de uyarıları yaptık. Kimse bu tarihsel fırsata gayriciddi yaklaşmamalı dedik. Bu tarihsel fırsat tüm Türkiye’yi kucaklayabilecek, kapsayabilecek bir potansiyele sahip ve bu potansiyel Türkiye’de var dedik. O yüzden hep uyardık, yine uyarıyoruz: Kimse küçük hesaplar yapmamalı. Küçük iktidar oyunlarıyla uğraşmamalı. Türkiye’nin enerjisi ve potansiyeli bugün Newroz alanlarından Saraçhane’ye kadar ortak bir talepte buluşmuş vaziyette. Özgürlük, demokrasi ve eşitlik talebi, Türkiye için demokrasi talebi, hakiki bir demokrasi talebi Newroz alanlarından Saraçhane’ye ortaklaşmış durumda. Bu talep iyi duyulmalı, bu talep gölgelenmemeli. Kumpaslarla, oyunlarla ya da sabotajlarla boşa çıkarılmamalı. Boşa çıkarmak isteyenler, halkların koyduğu bu güçlü irade karşısında zaman kaybı yaşatırlar ama bu iradeye karşı yenilirler. Kutuplaştırma, kışkırtma ya da birtakım karşılaştırmalar yapıp karşı karşıya getirme çabaları beyhudedir. Hukuksuzluk, haksızlık ve eşitsizlik bir yerde yaşanıyorsa; bir kişiye, bir halka, inanca ve kimliğe uygulanıyorsa tümüne uygulanır diye varsaydık hep. Çeşitli alanlardan ve salonlardan halkla birlikte söyledik; eşitlik, adaletsizlik, haksızlık kartopu gibi büyür dedik. Haklı da çıktık, keşke çıkmasaydık. 

Kararlılıkla bu irade gaspının karşısında duracağız

Bugün dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul göz hapsinde, tutuklu. Milyonlarca İstanbullunun seçtiği belediye başkanı tutuklandı. Tüm bu yolların taşlarının nasıl döşendiğini, ortak mücadeleye ihtiyacımız olduğunu burada çokça anlatmaya çalıştık. Hakkari'ye kayyım atandığında, İstanbul’a atanmış varsaymalıyız dedik. Kime olursa olsun, halk iradesinin gaspının hep karşısında olduk. Bugün de dün olduğu gibi, hatta daha büyük bir kararlılıkla bu irade gaspının karşısında duracağız. Bizim açımızdan hukuk devletinin doruk noktası olan yargı, iktidarlardan gelecek müdahalelere karşı güvence altına alınmış olmalıdır. Türkiye'de hiçbir zaman böyle bir yargı sistemi olmadı. Talimatlı ve bağımlı yargı bu ülkenin en temel sorunlarından biri haline geldi. Oysa Türkiye hukuk devleti olsaydı, bugün kayyımlardan ve gözaltılardan, İstanbul Barosuna yapılanlardan bahsetmezdik. Bir baro, hukuksuzluğun, işlenmiş bir suçun açığa çıkarılmasını istediği için kriminalize edilmeye çalışılmazdı. Hukuk bu kadar ayaklar altına alınarak, halk iradesinin gaspı bu şekilde meşrulaştırılmaya çalışılarak, mesnetsiz iddialarla kent uzlaşısı suç gösterilmeye çalışılarak, masumiyet karinesi yok sayılarak ve bir sürü insan hedef gösterilerek mi sağlanacak Türkiye’de demokratik toplum inşası ve toplumsal barış?

Hiç kimse DEM Parti’yi ve Kürt halkını dostluk-düşmanlık tartısına koymasın

Milyonlar sokaklarda; herkes hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük ve demokrasi istiyor, iktidarı uyarıyor. Toplumun hukuka dair güvenceye ihtiyacı var. Bunun için somut göstergelere ihtiyacı var. Kucaklaşmaya, kapsayıcı olmaya ihtiyacı var. Milyonlar nedense bu sesi Ankara’ya duyuramıyor ya da Ankara bu çıkmaz sokakta başka bir yere dümeni kırmama konusunda ısrarlı bir görüntü veriyor. Bunlar, özellikle Barış ve Demokratik Toplum Çağrısını bu kadar çok konuştuğumuz, çağrının bu kadar güçlü bir biçimde sahiplenildiği günlerde, buna gölge düşüren ve endişeleri artıran girişimlerdir. Bunlardan vazgeçilmeli ve bir an önce yargının efendisi olan hukuk hatırlanmalıdır. Tek efendi hukuktur çünkü. 

Söz bu tartışmalara gelmişken, günlerdir yine aynı yorumları, aynı algı yaratma girişimlerini ve aynı karşı karşıya getirme çalışmalarını da görüyoruz. Hiç kimse hasımlık veya hısımlık hesaplarını DEM Parti ya da DEM Parti seçmeni üzerinden yapmasın. DEM Parti olarak açık ve samimi bir uyarıda bulunuyoruz: Hiç kimse dostluk-düşmanlık tartısına DEM Parti’yi, DEM Parti seçmenlerini, Kürt halkını, Kürt halkıyla birlikte mücadele edenleri koymasın; böyle bir hesapla uğraşmasın lütfen. Özellikle son günlerde yürütülen tartışmalara ilişkin DEM Parti olarak sayısız açıklama yaptık. Tavrımız net, tarafımız net dedik. Bu ülkede bu konudaki en tutarlı siyasi partiyiz; bizim geçmişimiz bunun ispatıdır, ispata da ihtiyacımız yok dedik. Buna rağmen buralardan medet umanlar bilsinler ki DEM Parti’nin yolu da tartışma götürmez ve şüphe duyulmaz biçimde açıktır. Biz, demokrasiden ve eşitlikten yanayız; biz, eşitlikçi bir kardeşlik hukukundan yanayız, özgürlüklerden yanayız. Biz, herkes için demokratik bir Türkiye’den yanayız. 

Newroz halaylarına dil uzatmaya kalkışanlar dönüp Newroz tarihimize baksın 

Bu tartışmaların niye yapıldığını anlamadığımızı mı sanıyorsunuz? Bu tartışmalardan nasıl hesaplar devşirmek isteyenler olduğunu görmediğimizi mi sanıyorsunuz? Tüm bunların farkındayız, bunları görüyoruz. Bugüne kadar en çok bedel ödemiş siyasal geleneği temsil eden bir parti olarak haksızlığın, eşitsizliğin, adaletsizliğin ve demokrasi yoksunluğunun ne olduğunu en iyi biz biliriz. En iyi Newroz alanlarını dolduranlar bilir. O alanlar öyle kolay kolay doldurulmadı. O halaylar öyle kolay bir şekilde oluşmadı. Bu coşku, bu kararlılık, bu irade olmasaydı, bugün Türkiye’de eşitlik, demokrasi, özgürlük, hak, hukuk ve adaletin kırıntısından dahi söz edemeyeceğimiz bir yerde, bu kadar güçlü bir ortak mücadele geçmişi ve ortak mücadele geleceği için kararlılık da olmazdı. O yüzden lütfen Newroz halaylarına dil uzatmaya kalkışanlar önce bir oturup düşünsünler neden bahsediyorlar, hangi tarihten bahsediyorlar. O halaylar niye bugün Newrozu kutlayan halklar için kutsal, niye Newroz bir diriliş günü, niye Newroz umudun tazelendiği bir gün? Bunları düşünsünler. Newroz alanlarını dolduran milyonlara coşkuları, kararlılıkları, güçlü sahiplenmeleri, o halaydan ve coşkudan vazgeçmeyeceklerinin işaret fişeğini çaktıkları için çok teşekkür ederiz. Müteşekkiriz. Bu halaylar, bu alanlar büyüyecek; ortak mücadelemiz büyüyecek; eşit, adil, kalıcı ve onurlu bir barış da hem yönümüz hem tarafımız hem pusulamız olmaya devam edecek. 

Kayyımlarla, gözaltı ve tutuklamalarla halkların iradesini gasp ederek demokrasiye varılamaz. Bu yoldan vazgeçin. Bu yolla demokrasiye varılamayacağını Türkiye sayısız kez tecrübe etti. Yeniden aynı tecrübeleri yaşamamak için bazı şeyleri geride bırakmak gerekiyor. Artık kayyımlardan, operasyonlardan, tutuklamalardan, demokratik protesto hakkına işkenceyle yasaklar getirmekten vazgeçin. Bakınız, öğrenciler, gençler, kadınlar, hak savunucuları, gazeteciler, İzmir Barosu eski başkanları ve toplumun itiraz eden farklı kesimleri bugün bu antidemokratik uygulamaların karşısında demokrasi haykırışını yükselttikleri için ya gözaltında ya tutuklu ya da işkenceye maruz bırakılıyor. Türkiye’ye yakışan, İstanbul’u ve Diyarbakır’ı böyle olaylarla anmak, andırmak değildir. Aksine Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının yarattığı coşkuyu ve görkemli sahiplenmeyi farklı şekillerde konuşmak mümkün. Bu konuşmaya iktidarı ve yetkilileri davet ediyoruz. 

İstanbul’da yaşananlar malumun ilanı oldu

Sadece Ekrem İmamoğlu’nun değil, bugüne kadar tutuklanan ve hapiste tutulan hiçbir belediye başkanının ya da eşbaşkanının tutuklanma gerekçesinin hukukla izah edilemeyeceğini zaten artık herkes biliyor. Malumun ilanı oldu. İstanbul’da yaşananlar, bilineni bir kez daha ispat etmiş oldu. Dünyanın hiçbir yerinde bu yapılanları hukukla anlatmak mümkün değil. Bağımsız yargıyla ve yasalarla açıklanması hiç mümkün değil. “Siyaset yargının işine karışamaz, bağımsız yargı karar veriyor, bu konuda etkileyici güç olmayın” diye sürekli açıklamalar yapılıyor ama tüm bu yaşatılanların verdiği görüntü şu: Talimatlı ve bağımlı bir yargı görüntüsü var; hukuk ve adalet görüntüsü yok. DEM Parti olarak çağrımız açık. Siyasi bir operasyonla başlatılan bu süreci biz ilk defa yaşamıyoruz, ne demek olduğunu da iyi biliyoruz. Bunu boşa çıkaracak gücün de halkların gücü olduğunu, onların iradelerinin karşısında hiçbir bağımlı yargının duramadığını deneyimlerimizden gayet iyi biliyoruz. Ama hem bu kumpaslara son verilmesi çağrısı yapıyoruz hem de bu konuda mücadele edeceğimizi tekrar ifade ediyoruz. 

Kent uzlaşısı, yerel demokrasiyi inşa etme projemizdir; kimse kriminalize etmeye kalkmasın!

Gelelim kent uzlaşısına. Sayısız kez bu kürsüden kent uzlaşısıyla ilgili açıklama yapmış biri olarak bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Burada yüzlerce sayfayla hangi gün, hangi tarihte kent uzlaşısına dair açıklamalar yaptığımı hatırlatabilirdim ama bunun için çok uzun bir zamana ihtiyacımız var. Ne sizlerin ne de ekranları başında bizleri izleyenlerin zamanından çalmak istemiyorum. Çünkü bu algı, yargı ve medya operasyonlarına dair konuşmak zamanımızdan ve hayatımızdan çalıyor. Oysa bizim umudu ve güveni tazelemeye ihtiyacımız var. 31 Mart Yerel Seçimlerine giderken, yeni stratejimizin “kaybettir-kazan” yerine “kazan-kazan” olacağını ve kimseye rest ya da jest yapmadığımızı ilan etmiştik. Türkiye’nin her yerinde kazanma odaklı bir stratejimizin olacağını ve bunun için de kent uzlaşıyla yol alacağımızı söylemiştik. MYK’mızın kararıyla burada bunu açıklamıştık. Kent uzlaşısının en geniş mutabakat olduğunu, şehirdeki her sesi duymaya çalışmak olduğunu defalarca söyledik. Aday belirlerken yereldeki en geniş kesimlere ulaşıp en geniş skalada farklılıkların temsiliyetini sağlayabilecek, yani yerel demokrasiyi inşa edebilecek bir stratejiyi hazırladığımızı buradan sayısız kez ifade ettik. Doğrudan yerel demokrasi anlamına gelen kent uzlaşısını kimse şimdi kalkıp kriminalize etmeye çalışmasın. 

CHP'li Orhan Sümer, ÇİFTÇİYE ACİL DESTEK PAKETİ ŞART CHP'li Orhan Sümer, ÇİFTÇİYE ACİL DESTEK PAKETİ ŞART

Kent uzlaşısı hedef gösterilerek demokratik siyaset kanalları kuşatılmak isteniyor

“Demokratik siyaset kanallarını genişletmeye, bu konuda kararlı bir irade ortaya koymaya hazırız” deyip, ondan sonra kent uzlaşısı üzerinden iltisaklı-irtibatlı imasını doğrudan ya da dolaylı bir şekilde kimse yaratmaya çalışmasın. Kent uzlaşısı son derece meşru bir stratejidir, yerel demokrasinin asgari düzeyini ifade eder. Güçlü ve kararlı bir adımdır yerel demokrasi için. Kent uzlaşısından korkanlar, Türkiye’de yerel demokrasiyi nasıl sağlayacak? İlk kez denenmiş, binbir emekle ortaya çıkarılmış, Türkiye’nin her şehrinde farklı kesimleri bunun müşterekleri haline getirerek oluşturulmaya çalışılmış bir stratejiyi hangi akıl kriminalize etmeye çalışıyor? Bu hangi akıl? Biz bu aklı bilmek istiyoruz. Demokratik siyaset kanalları bu şekilde kuşatılmak isteniyor. O gün kent uzlaşısı için çağrı yaparken şöyle demişiz: “Bu buluşmalar demokrasi kavşağına dönüşebilir. Gelin, demokrasi kavşağında buluşalım” demişiz. Türkiye’de demokrasiyi inşa etmek için farklı siyasi partilerle, siyasi yapılarla, sivil toplum örgütleriyle ve kent kolektifleriyle buluşmak, bu konuda birtakım görüşmeler yapmak, istişarelerde bulunmak nasıl suç sayılabilir? Şayet biz herhangi bir siyasi partiyle seçim ittifakı yapmış olsaydık, buna CHP ya da diğer partiler de dahil, zaten açıklardık. Kent uzlaşısının herhangi bir siyasi partiyle ittifak olmadığını defalarca bu kürsüden söylemiş olmamıza rağmen, aylar sonra kazanılamayan yerlere kayyım atandığı gibi, siyasi operasyonlarla bir rövanşa dönüştürmeye çalışmak ancak yenilgiyi hazmedememek olabilir. Kent uzlaşısı stratejisi bir demokratik toplum modelidir ve biz bu demokratik toplumu inşa etme mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 

DEM Parti 1-4 Nisan tarihleri arasında Diyarbakır’dan Amara’ya yürüyecek

Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla bitirmek istiyorum. Bugün DEM Parti Gençlik Meclisi bir açıklama yaptı. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısıyla ilgili 100’ü aşkın yerde buluşmalarımız ve halk toplantılarımız oldu. STK’larla, siyasi partilerle, kadınlarla ve gençlerle yan yana geldik. Eleştirilerini, önerilerini ve kaygılarını dinledik. Bu konudaki çalışmalarımız devam edecek. Çünkü şunu biliyoruz. Demokrasi biz güçlendikçe, güçlü bir biçimde örgütlendikçe ve bunu toplumsallaştırdıkça ulaşabileceğimiz bir yer. Antidemokratik uygulamaların önünü kesebilecek en güçlü şey de demokrasi ve eşitlik için birlik olmak, örgütlenmek ve ortaklaşmak. DEM Parti 1-4 Nisan tarihleri arasında Diyarbakır’dan Amara’ya yürüyecek. “Demokratik Toplumla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla bir yürüyüş gerçekleştirecek. Muhatabı 85 milyon olan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına güç verebilmek için yola çıkan gençleri DEM Parti olarak şimdiden selamlıyoruz. Yolunuz, yolumuz açık olsun. Biliyoruz ki demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış ve halkların iradesi için kadınların ve gençlerin öncülüğünde dayanışmaya ve birlikte mücadeleye devam ettiğimiz sürece ulaşmak istediğimiz yere mutlaka ulaşacağız.

Artık açın İmralı'nın yolunu, isteyen herkes Sayın Öcalan ile görüşebilmelidir

Soru: Yakın zamanda İmralı’ya bir ziyaret olacak mı? Heyet 2 kişiden mi oluşacak? Bayramda partiler arası ziyaretlerde MHP olacağı netleşmişti. Ziyaret edilecekler arasında AKP de var mı?

Bizim beklentimiz bu konunun geride bırakılması. Gidilecek mi tartışmalarını geride bırakmak istiyoruz. Sayın Öcalan’ın sesini ve sözünü duyuracağı, bu süreci kesintisiz bir iletişimde sürdürebileceği koşulların sağlanmasına ihtiyaç olduğunu söyledik. Newroz alanlarında bu mesaj çok netti. Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü savunan yüz binlerce insan bu sloganı haykırdı. Bu çağrı, aynı zamanda insanların barışa ve demokratik topluma duyduğu özlemi de gösteriyor. Bunun yolunu açmak mümkün. Güçlü bir sahiplenmenin olduğunu, Sayın Öcalan'ın çözüm adresi olduğunu biliyorduk. O yüzden yıllarca tecridi kaldırın dedik. Uzayan her tecrit günü, dakikası, saati hepimizin hayatına değiyor dedik. Şimdi yine söylüyoruz: Artık açın İmralı'nın yolunu. Sayın Öcalan ile görüşmek isteyen gazeteciler, STK ve siyasi partiler var; kadınlar ve gençler, ailesi ve avukatları var. Görüşmek isteyen herkes Sayın Öcalan ile görüşebilmelidir. Bizim de beklentimiz, en yakın zamanda Sayın Öcalan ile ailesi ve avukatlarının görüşmesinin sağlanmasıdır. İmralı Heyetinin bayramdan sonra bir ziyareti mümkün olabilir. Artık bu yolların açılması gerekiyor. En yakın zamanda, bayramda görüşmelerin yapılması beklentimiz. 

Bayramda iktidarla da bayramlaşma ziyareti olacak

Siyasi partiler, STK’lar ve meslek örgütleriyle görüşmelerimiz sürecek. Yeni planlamalar da olacak. Şu ana kadar yapılan görüşmelerin çok iyi geçtiğini kamuoyu ve sizlerle paylaşmak isterim. Türkiye'nin barış ve demokratik toplum inşası için hızlı bir şekilde yol alması, risklerin ve sabotaj ihtimallerinin ortadan kaldırılması, provokasyonların olmaması, güvenin artırılması… Görüştüğümüz siyasi parti ve farklı kesimlerin mesajları ve beklentileri bu şekilde. Bu vesileyle iktidara bir kez daha çağrı yapalım. Yalnızca DEM Parti’nin temsil ettiği siyasi gelenek değil, en farklı şekilde düşünen kesimler bile Türkiye’nin haksızlık ve hukuksuzluklarla, ekonomik yoksunluklarla anılmasını istemiyor; aksine zenginliklerle anılmasını ve böyle yaşayan bir ülke olmasını istiyor. Bizim bayramlaşma ziyaretlerimiz sürecek. AKP ve MHP ile de görüşüldü. MHP’nin de bir bayramlaşma talebi var. İktidarla da bir bayramlaşma ziyareti olacak. 

Editör: Haber Merkezi