CHP Şanlıurfa Millevekili Av. Mahmut Tanal son günlerde gündeme taşınan NAFAKA ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu, Tanal; "Kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine yoksulluk nafakası her koşulda süresiz değildir. " dedi

YOKSULLUK NAFAKASI SÜRELİ HALE GETİRİLMEMELİ YENİ BİR YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ YOKTUR

AKP’nin ve ittifak ortakları yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi, yönünde yaptıkları yasal düzenleme hazırlıklarını yakından takip ediyoruz.

Yoksulluk nafakasında yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığı Medeni Kanunun 175. ve 176. maddelerinin doğru okunduğunda anlaşılmaktadır.

Yoksulluk nafakasını düzenleyen Medeni Kanunun 175/1 Maddesinde;

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” denilmek suretiyle kusuru ağır olan eşin yoksulluk nafakası alamayacağı ve yoksulluk nafakasının, nafakayı ödeyecek kişinin mali gücü oranında belirleneceği belirtilmiştir.

Kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine yoksulluk nafakası her koşulda süresiz değildir.

Medeni Kanunun 176. maddesinde belirtildiği gibi nafaka alacaklısı öldüğünde veya evlendiğinde nafaka kendiliğinden ortadan kalktığı gibi,

fiilen biriyle evli gibi yaşadığında, yoksulluk durumu ortadan kalktığında  (miras kaldığında, kadın kayıtlı ya da kayıtsız çalışmaya başladığında, kadına herhangi bir gelir bağlandığında), haysiyetsiz hayat sürdüğünde mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir.

Ayrıca mali durumun değişmesi durumunda ödenen nafakanın azaltılabilmesi ve kaldırılabilmesi de şu anki yasal düzenlemeyle mümkündür.

Kaldı ki 176. maddede durumun gereklerine göre irat olarak ödenebilen nafakanın toptan olarak da ödenebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

Bu bakımdan hakim nafakanın bir defada ve toplu olarak ödenmesine karar verebilir.

Yoksulluk nafakası sadece kadın eşe değil erkek eşe de tanınmış bir hak olup uygulamada daha çok kadınlar lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin nedeni toplumumuzda mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle kadının evlilikte ve boşanma sonucunda yoksullaşmasından kaynaklanmaktadır.

Eğitim, iş, siyasal katılım ve gelir paylaşımında cinsiyet eşitliğinin olmadığı, “Kadının yeri evidir”, “En az 3 çocuk yapın” gibi söylemlerle bilinçli olarak eğitim ve çalışma hayatının dışına itilen kadına, boşanma gündeme geldiğinde “Git çalış, kendi başının çaresine bak” şeklindeki söylem ve düşünceler ve buna hizmet edecek yasal düzenlemeler ne derece hakkaniyete uygundur?

Yoksulluk nafakasının süresiz olarak takdir edilmesi nedeniyle birçok nafaka yükümlüsünün mağduriyetine neden olunduğu yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Editör: Haber Merkezi