CHP'li Aylin Yaman, Sahte İçki Tüketimi Artık Bir Halk Sağlığı Sorununa Dönüşmüştür CHP'li Aylin Yaman, Sahte İçki Tüketimi Artık Bir Halk Sağlığı Sorununa Dönüşmüştür

DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Parlak, 2016 yılında yayımlanan Barış İçin Akademisyenler bildirisi üzerine yaptığı konuşmasında, barış talebinin suç olmadığını vurguladı. Parlak, Türkiye'deki üniversiteler üzerindeki siyasal baskının, özellikle 2015’in ikinci yarısından itibaren, özellikle Kürt illerindeki sokağa çıkma yasakları ve ablukalarla birlikte zirveye çıktığını belirtti. Hükümetin, bu dönemde yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin gerçekleri halktan gizlemeye çalıştığını ve şiddet uygulayan iktidarın, barış isteyen akademisyenlere karşı şiddet ve tehdit dili kullandığını ifade etti.

Parlak, 2016 yılında yayımlanan "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzalayan 2.000’in üzerindeki akademisyenin, şiddetin ve abluka koşullarının bir an önce sona ermesini talep ettiğini hatırlatarak, bu bildirinin ifade özgürlüğü ve demokrasi adına atılan bir adım olduğunun altını çizdi. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın barış akademisyenlerini "terör destekçisi" olarak hedef göstermesinin ardından, bu akademisyenlerin evlerinin basıldığını, gözaltına alındıklarını ve işten çıkarıldıklarını belirtti.

Vezir Parlak, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan KHK’lerle 400'e yakın barış akademisyeninin üniversitelerden uzaklaştırıldığını ve birçok vakıf üniversitesinin de bu akademisyenleri işten çıkardığını ifade etti. Bu uygulamaların, Türkiye'deki akademik özgürlükleri ve insan haklarını ciddi şekilde tehdit ettiğini söyledi.

Parlak, barış akademisyenlerinin hukuk mücadelesinin devam ettiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin 2020’de verdiği kararla, bu bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında sayıldığını hatırlattı. Ancak birçok idare mahkemesinin bu kararı uygulamadığını ve akademisyenlerin tekrardan işten çıkarılabileceğini ifade etti.

Konuşmasında, akademisyenlerin, özellikle niteliksiz yandaşların doldurduğu kadrolar yüzünden işsiz kaldığını ve birçok akademisyenin kendilerini güvende hissetmedikleri için yurtdışına gitmeyi düşündüğünü vurgulayan Parlak, Türkiye'nin en iyi yetişmiş akademisyenlerini kaybettiğini söyledi.

Son olarak, Parlak, devletin gücünü akademisyenlerin üzerinde kullanarak ifade özgürlüğünü kısıtlamanın Türkiye’yi büyük bir devlet yapmayacağını, ancak insan haklarına, demokrasiye ve akademik özgürlüğe saygı gösteren bir devletin saygın bir konum elde edebileceğini belirtti.

Editör: Haber Merkezi