Eğitim Gücü Sendikası Adana Şube Başkanı Fırat Aksu: Sendikalar, bu ülkenin emek mücadelesinin yüz akı olmalıyken, kirli taktiklerle anılıyorsa, hepiniz suç ortağısınız.
Eğitim Gücü Sendikası Adana Şube Başkanı Fırat Aksu konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
YETKİLİ SENDİKA MI, SENDİKAL DEREBEYLİK Mİ!
Her Mayıs ayı, Türkiye’deki sendikaların yetki mücadelesiyle geçer. Sendikalar, çalışanların haklarını savunmak gibi asil bir amaç uğruna var olsa da, bu süreçte yaşananlar, insan onurunu hiçe sayan bir çirkinliğe dönüşüyor. Özellikle yetkili sendika ve yetkiyi almak isteyen sendikaların yöneticileri ve okul temsilcileri, yetkiyi korumak uğruna veya yetkiyi almak adına çirkinleşen bir mücadeleye girişiyor. Bu mücadele, sadece kağıt üzerinde bir yarış değil; eğitim emekçilerinin hayatlarını, mesleki onurlarını ve temel haklarını hedef alan bir savaş halini alıyor.
SENDİKAL MÜCADELENİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN İNSANLIK ONURU!
Okul idarecilerinin, eğitim çalışanlarının istifalarını “sümen altı” etme çabaları, bu sürecin en karanlık yüzlerinden biri. Bir öğretmenin sendikasından istifa kararı, idari makamlarca nasıl olur da gizlenebilir? Bu, yalnızca hukukun değil, insanlığın da ihlalidir. İstifa bir haktır; bu hakkın üzerini örtmek, çalışanı nesneleştirmekten başka nedir? Üstelik, “Şimdi istifa etme, Mayıs’tan sonra et” dayatması, öğretmeni “kiralık” bir meta gibi gören zihniyetin tezahürüdür. Hiçbir emekçi, bir sayımın esiri veya bir istatistiğin parçası olarak görülmemelidir.
ÇİRKİN TEKLİFLER VE AHLAKİ ÇÖKÜŞ!
Sendika temsilcilerinin ve idarecilerin, eğitimcileri “vazgeçirmek” için yaptığı söylenen çirkin teklifler, bu mücadelenin ne denli ahlaki sınırları zorladığını gösteriyor. Bir insanı, özgür iradesine aykırı şekilde yönlendirmeye çalışmak, sendikal mücadelenin ruhuna ihanettir. Sendikalar, çalışanların özgür seçimini korumak için varken, nasıl olur da bu özgürlüğü gasp etmek için araçsallaştırılır? Bu tutum, sendikal hareketin meşruiyetini de sorgulatır.
DEMOKRASİ MASKESİ ALTINDA BASKI!
Yetki mücadelesi, demokratik bir haktır. Ancak demokrasi, yalnızca sayımla sınırlı değildir. Yetkiye giden yolun adil, şeffaf ve onurlu olması gerekir. Oysa idare odalarında yaşananlar, bu ilkeleri hiçe sayıyor. Öğretmenler, istifa sürecinde korkutuluyor, sindiriliyor veya çıkar vaatleriyle manipüle ediliyor. Bu, sendikal demokrasinin değil, bir tür “sendikal feodalizmin” göstergesidir.
TAKİPÇİSİ VE DAVACISI OLACAĞIZ!
Eğitim Gücü Sendikası Şube başkanı olarak olarak bunlar gibi ve buna benzer olaylarla karşılaştığımızda sürece müdahil olup gerekli temasları ivedilikle gerçekleştireceğiz. Eski sendikal derebeyliğinizi yıkmak için hukuki boyutta ne gerekiyorsa yapacağımızı kamuoyuna açıkça bildiririz.
SENDİKALARA ÇAĞRI: ONURLU MÜCADELE, İNSANCA DAVRANIŞ
Sendikalar, bu ülkenin emek mücadelesinin yüz akı olmalıyken, kirli taktiklerle anılıyorsa, hepiniz suç ortağısınız. Sendika yöneticileri, okul idarecileri ve tüm taraflar şunu hatırlamalı: Hiçbir yetki, hiçbir güç, bir insanın onurundan değerli olamaz. Öğretmenler, “rakam” değil, bu ülkenin vicdanıdır. Bu nedenle herkesi akliselim davranmaya davet ediyorum.