KESK; "Eşitsiz koşullarda ve devlet olanakları da kullanılarak gerçekleştirilen seçim sonrasında oluşan yeni hükümetin ve Tek Adam rejiminin ekonomik krizin faturalarını bir kez daha emekçilere, yoksul ve ezilen kesimlere yükleyeceği ek vergilerden, zam furyasından, fiili devalüasyondan, döviz kurlarındaki artışlardan, adı konmamış IMF programından vb. birçok gelişmeden anlaşılmaktadır."
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik; "Tüm bu olumsuz koşullara rağmen dünyada ve ülkemizde önümüzdeki sürece damgasını vuracak olan sınıfsal mücadeledir. Çelişkiler derinleşiyor ve saldırıları püskürtmenin biricik yolu emekçilerin, kadınların, gençliğin, ekoloji hareketlerinin, kısacası sermayenin saldırılarından etkilenen tüm kesimlerin sınıfsal temelde ortak mücadelesinden geçmektedir”.
Habere Güven olarak Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Eş Genel Başkanı Mehmet BOZGEYİK ile TİS Sürecini, Eylemlilikleri ve Ortak Mücadelenin İçin Atılacak Adımaları Görüştük.
Bozgeyik açıklamalarını şunlara dikkat çekti;
Dün akşam Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kamu çalışanları ve emeklilerin ücret artışlarını ilgilendiren torba kanunu Mecliste iktidar partisi ve MHP'nin oylarıyla kabul edildi.
Ancak biz bu torba kanun yöntemine karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Çünkü mevcut anayasamız 4.688 sayılı Toplu sözleşme yasası kamu çalışanlarının ekonomik haklarının belirlenme süreçlerinin bir Toplu Sözleşme masasında yürütülmesi ile ilgili sosyal taraflarla bu sürecinin müzakere edilmesi ile ilgili açıkça ifade edilmiş ve 1 Ağustos tarihinde de 2024 ve 25 yıllarına kapsayacak Toplu sözleşme görüşmeleri başlayacak.
O açıdan bu tek adam rejiminin uzun süreden beri hem anayasa hem Toplu Sözleşme kanunla müdahale etme bunu bir alışkanlık haline getirme durumu var. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor.
Eğer kamu çalışanlarının ücret artışları, çalışma yaşamını ilgilendiren konular, demokratik hakları ve sosyal haklarıyla ilgili bir yasal düzenleme yapılacaksa bunun sosyal taraflarla KESK’in içerisinde olduğu konfederasyonlarla müzakere edilmesi gerekiyor.
Öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Tabii Torba kanunda kamu çalışanları açısından yüzde 17.55 ve 8077 TL'lik seyyanen zamla bile en düşük memur maaşı 22 bin TL'ye çıkarılsa da bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil.
Çünkü Türkiye'de açlık sınırı 13.000 TL'ye yoksulluk sınırı 40.000 TL'ye yaklaşmış durumda yine gıdadaki enflasyon yüzde yetmiş, ulaşım, kiralardaki yüksek artışlar ve yaşam maliyetinin 4 kişilik bir aile için 18.000-19.000 TL'ye ulaştığı bir dönemde bu ücret artışının yeterli olmadığını burada ifade etmemiz gerekiyor. Ve KESK olarak kamu emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkartılması gerekiyor.
Bu da TÜİK’in belirlemiş olduğu açlık ve yoksulluk sınırı değil yine TÜİK’in belirlemiş olduğu aylık yıllık enflasyon oranında değil daha çok bizlerin, işçi sendikalarının, bu konuda bilimsel araştırma yapan yine İstanbul Ticaret Odası gibi enflasyonu açıklaması ve çeşitli bilimsel verileri paylaşan kurumların verilerinin esas alınması gerekiyor.
Yine bu torba kanununda emeklilerle ilgili yüzde 25 zammı ve bunun kök hücreye yapılmasıyla birlikte 7.500 TL altında alan 10 milyon emeklinin de ücretleri 7.500 TL de sabitlenmiş durumda hiçbir artıştan yararlanamadılar. Bu da insanları açlığa mahkum etmektir. Aslında sağlıklı beslenmeyin ve erken ölüme terk etme sivil ölüme terk etme anlamına gelen bir uygulamadır. Emekliler açısından da bunun düzeltilmesi ve onların da en az, en düşük emekli maaşını 15.000 TL'ye yine kamu emeklileri açısından da kamu emekçilerine verilen ek ilave'nin de kamu emeklilerine de yansıtılmasını biz burada talep ediyoruz.
Tabi bunu bir mücadele ile sağlayacağız. Özellikle bu Temmuz artışlarında enflasyon dışındaki yüzde altılık artış yandaş sendika Memur Sen’in 2021 yılında imzalamış olduğu Toplu Sözleşme gereği verilen bir yüzde altılık artış. Biz o dönem de söyledik bu önümüzdeki dönem açısından emekçileri yoksulluğa açılığa terk edecek bir rakamdır.
Bunu imzalamamaları gerektiğini ifade ettik ancak bugün haklılığımız yoksulluk ve açlık sınırı rakamlarıyla ortaya çıktı.
KİTLESEL GENEL GREVİ ÖRGÜTLEYECEĞİZ
Bu nedenle KESK tüm Türkiye'de alanlarda olacak. Yaşamış olduğumuz yoksulluğun giderilmesi, Türkiye'de ekonomik krizin yine vergi yükünün emeklilere yüklenmemesi, adil bir verginin sağlanması, yine yüksek konut fiyatları nedeniyle lojmanda oturmayan kamu emekçilerine kira desteğinin verilmesi gibi taleplerle alandayız.
Ve 17 Temmuzda da tüm Türkiye'de iş yerleri önünde açık alanlarda stantlar, kürsüler kurarak ayın 24'üne kadar bu taleplerimizi kamuoyuyla emekçilerle buluşturacağız.
Yine aynı hafta içerisinde de masada olmayan diğer konfederasyonlara toplu sözleşmeye katılamayan konfederasyonlara sendikalara çağrı yaparak bir toplantı yaparak 1 Ağustos'ta başlayacak Toplu Sözleşme süreçlerinde hem onların önerilerini almak hem de mücadeleyi ortaklaştırma noktasında da girişimlerimiz olacak.
1Ağustos'ta başlayan Toplu Sözleşme süreci ve bir mutabakatsızlık KESK’in ortaya koyacağı taleplerin, yine kamu emekçilerinin iş yerlerinden doğru ifade etmiş olduğu taleplerin, emeklilerin taleplerinin, iş güvencemize ilişkin taleplerin, demokratik bir Toplu Sözleşme grev hakkına ilişkin taleplerimizin karşılanmaması durumunda da ortak bir tartışmayla geçtiğimiz hafta yapmış olduğumuz KESK Genel Meclisinde de ortaya çıkan irade yine danışma meclisinde arkadaşlarınızın, üyelerimizin, temsilcilerimizin önerileriyle taleplerimiz karşılanmazsa öncelikli olarak Ağustos ayının son haftasında üretimden gelen gücümüzü kullanarak en az bir günlük hizmet üretmeyeceğiz.
Yine bütçe görüşmelerinin başladığı Eylül, Ekim süreçlerinde de diğer Emek ve meslek örgütleriyle görüşerek, “Bu Krizin Bedelini Biz Ödemeyeceğiz” şiarıyla daha etkin daha kitlesel genel grevi örgütleyecek bir çalışmayı önümüze hedef olarak koyduğumuzu burada ifade etmek istiyorum.