ÇOCUK DÜŞÜRME SUÇU VE CEZASI

Çocuk düşürme, gebelik süresi 10 haftadan fazla olan kadının cenini bilerek ve isteyerek rahminden çıkarmasıdır.

Çocuk düşürme suçunun hukuksal konusunu ceninin yaşam hakkı, annenin beden ve ruh sağlığı ile nüfus politikasının saptanmasına ve toplumsal yaşamın esenliğinin sağlanmasına yönelik kamusal yarar oluşturur.

Çocuk düşürme ile çocuk düşürtme suçları arasındaki fark suçun faili bakımından ortaya çıkmaktadır. Çocuk düşürme suçunda gebe kadın eylemi kendisi yapmaktadır.

Fail ve Mağdur

Suçun faili gebelik süresi 10 haftadan fazla olan kadındır. Bu yönüyle çocuk düşürme özgü bir suçtur. Mağdur bakımından da özel bir sıfat aranmamaktadır. Öğretide suçun mağdurunun cenin olabileceği kabul edilmektedir.

Suçun Maddi Konusu

Suçun maddi konusu gebe kadının ve ceninin bedenidir.

Eylem

Çocuk düşürme suçu serbest hareketli bir suçtur. Suçun hareket ögesini, ceninin rahimden tahliyesi oluşturmaktadır.

Eylem cenine değil de gebe kadının yaşamına yönelikse bu suç oluşmaz. Örneğin gece kadın intihar etmek için ilaç içmiş ve cenin ölmüşse suç oluşmaz.

Tipikliğin Manevi Unsuru

Çocuk düşürme suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için failin saiki veya amacı önem taşımaz.

Hukuka Aykırılık Unsuru

Özgür doğum adı verilen eylemler hukuka uygun mudur?

Özgür doğum, gebe kadının hiçbir tıbbi yardım ve hasta bakıcı desteği almadan doğum yapmasıdır. Suç olarak tanımlanmamıştır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Çocuğun yaşamına son verilmesiyle suç tamamlanır. Bu suça teşebbüs veya iştirak mümkündür.

Suça teşebbüs konusunda genel kurallar uygulanır.

Kadına çocuk düşürmesini sağlayacak araç sağlayan iştirakten dolayı cezalandırılır.

Çoğul gebelik durumunda birden çok ceninin yaşamına son verilse bile tek bir suç oluşur.

Muhakeme

Bu suçun soruşturması ve kovuşturması resen yapılır, şikayet aranmaz.

Çocuk Düşürtme (Yasadışı Kürtaj) veya Düşürme Suçu Yargıtay Kararları
Çocuk Düşürtme Suçunda Mağdurun Ruh Sağlığının Bozulması (TCK m.99/4)
Dosyada … hakkında çocuk düşürtme eyleminden dolayı TCK’nın 99/4. kapsamında beden veya ruh bakımından bir zarara uğrayıp uğramadığına dair rapor aldırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, temyize konu bu dosyadan tefrik edilen cinsel istismar suçundan dolayı aldırılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 27.01.2010 tarihli raporuna dayanılarak sanıklar haklarında TCK’nın 99/4. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar : 2016/2216).

Çocuk Düşürtme Suçu (On Haftayı Aşan Hamilelik)
Suç tarihinde onbeş yaşından küçük olan mağdurenin hamile kalmasına ilişkin olarak yürütülen soruşturma ve kovuşturma neticesinde, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Kararıyla sanık….’nin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair kurulan hükmün Dairemizin ilamı ile onandığı anlaşılmakla, anılan eylem nedeniyle hamile kalan mağdurenin çocuk düşürtme suçu işlendiği sırada da onbeş haftalık gebe olduğu nazara alındığında, sanıklar haklarında 5237 sayılı TCK’nın 99/6. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar : 2011/2772).

Kasten Çocuk Düşürme Suçu (28. Haftada - TCK m.100)
Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında çocuğunu isteyerek düşürdüğüne dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, şüpheli ile müştekinin evli oldukları, şüpheli S. ‘.ın 18.3.2009 tarihinde hamile olduğunun anlaşıldığı ve en son olarak 17.7.2009 tarihinde Bağlar Aile Sağlık Merkezinde yapılan kontrolünde gebeliğin 28. haftasında olduğunun belirlendikten sonra 2009 Ağustos ayından itibaren eşlerin ayrı yaşamaya başladığı, müştekinin doğacak çocuğunun hayatından endişe etmesi üzerine yapılan soruşturma neticesinde fazla kilolu olması sebebiyle evde veya yolda düşük yaptığı yönündeki şüpheli savunmasının tıbben geçerli olamayacağı, 28. haftadan sonra meydana gelen düşük vakasının erken doğum olarak gerçekleşebileceği ve doğan ceninin de erken doğan bebek olarak canlı yada ölü olup olmadığının adli makamlarca değerlendirmesi gerektiği cihetle, çocuk düşürme suçu ile ilgili delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18.10.2010 gün ve 64105 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 9.11.2010 gün ve KYB/2010-270481 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Oluş ve dosya içeriğinden, şüpheli hakkında çocuk düşürme suçundan kamu davasını açmayı gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla beraber, müşteki ile evli olan şüphelinin 17.7.2009 tarihinde 28 haftalık hamile olduğu, müşteki ile tartışması üzerine evi terk eden şüphelinin sağlık kontrollerine gitmemesi üzerine hamilelik takibini yapan Bağlar Aile Sağlık Merkezi ebesi ile yaptığı telefon görüşmesinde 19.9.2009 tarihinde evde düşük yaptığını söylediği, gözetilerek itirazın kabulü ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılarak kamu davasının açılmasına karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar : 2011/2772).

Çocuk Düşürtme Suçunda Uzman Raporu Alınmışsa Mahkeme Evresinde Adli Tıp Raporu Alınabilir
Dosya kapsamına göre, çocuk düşürtme fiili sonucu mağdurun beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğrayıp uğramadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve bu rapora göre ilgili mahkemeye dava açılması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,

5271 sayılı CMK.nun 170/3. maddesinde, iddianamede hangi hususların gösterileceği, aynı kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında soruşturma konusu olayla ilgili olarak alınan rapor hakkında ayrıca Adli Tıp Kurumundan rapor alınması hususunun yer almadığı gibi mahkeme tarafından iade sebebi olarak belirtilen konuda C.Başsavcılığınca Çorlu Askeri Hastanesinden uzman doktor raporu alındığı, yargılama aşamasında davayı gören mahkeme tarafından gerekli görüldüğü taktirde Adli Tıp Kurumundan görüş alınabileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.6.2007 gün ve 34115 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 2.8.2007 tarih ve 2007/148825 sayılı ihbarnamesiyle Birinci Ceza Dairesi Başkanlığına tevdi edilip buraca 12.9.207 tarih 2007/6857-6360 esas ve karar sayısı ile görevsizlik kararı verilerek Dairemize gönderilmekle incelendi:

Açıklanan nedenlerle;

Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin 08/05/2007 tarih ve 2007/68 iddianame değerlendirme sayılı iade kararının bu nedenle yerinde görülmediği; Çorlu C.Savcısının, 14.05.2007 tarihli itirazına istinaden verilen Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2007 tarih ve 2007/613 müteferrik sayılı sayılı itirazı reddi kararının 5271 sayılı CMK,nun 174. maddesine dayandırılmasının dosya kapsamına uygun düşmediği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; Adalet Bakanlığının 27.06.2007 gün ve 34115 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 2.8.2007 tarih ve 2007/148825 sayılı ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 28.5.2007 tarih ve 2007/613 müteferrik sayılı kararını 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca (BOZULMASINA) karar verildi (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar : 2007/6472).

Yetkili Olmayan Kişi Tarafından Çocuk Düşürtme Suçu (On Haftayı Aşmayan Gebelik)
Sanık S.’in cinsel ilişkide bulunduğu mağdure E.’nın gebeliği on haftayı doldurmadığını bildiği halde çocuğun alınması konusunda yetkili olmayan ebeye götürmek ve ücretini vermek suretiyle çocuk düşürtme suçuna TCK. nın 39/2-c maddesinde öngörüldüğü şekilde yardımda bulunduğu gözetilmeden ve iştirakin nasıl oluştuğu açıklanmadan suçun birlikte işlenmesinin kabulü ile ceza belirlemesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi - Karar : 2012/12703).