1989 Bahar Direnişi'nden Saraçhane'ye: Gençliğin Bitmeyen Mücadelesi
Türkiye'de gençliğin özgürlük, eşitlik ve demokratik bir yaşam talebi nesilden nesile aktarılan bir direniş hafızasına dönüşüyor.
Türkiye tarihinde bahar ayları yalnızca tabiatın uyanışını değil, aynı zamanda toplumsal uyanışın, direnişin ve özgürlük çağrısının mevsimi olmuştur. 1989 yılında üniversite kampüslerinde filizlenen Bahar Direnişi, öğrenci hareketlerinin baskıya, adaletsizliğe ve anti-demokratik uygulamalara karşı ortak sesi haline gelirken; 2025 yılında İstanbul Saraçhane Meydanı'nda naşır tutmuş ayaklar ve çatlamış sesler, aynı idealleri dile getiriyor: Özgür, adil ve demokratik bir gelecek!
1989 Baharı: Sessizliğe Karşı Yükselen Ses
1980 darbesinin yarattığı baskı iklimi, 1989'a gelindiğinde öğrenci hareketlerinde kabuğunu kırmaya başlamıştı. Öğrenciler, üniversitelerde YÖK eliyle uygulanan denetim mekanizmalarına, söz ve karar hakkından yoksun bırakılmalarına ve bilimsel özerkliğin yok sayılmasına karşı tepkilerini birleştirmeye başladı. "Bilimsel, demokratik ve özerk üniversite" talebiyle yürüyşe geçen gençler, Bahar Direnişi'ni bir çığlığa dönüştürdü.
Büyük kentlerdeki üniversiteler, özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir'deki kampüsler; gözaltıların, disiplin cezalarının, polis şiddetinin ve eğitim hakkının gaspının gündelik hale geldiği alanlara dönüştü. Ancak baskıya rağmen, o yıl öğrenci hareketleri örgütlü, yaygın ve etkili bir direniş hattı kurmayı başardı.
Saraçhane 2025: Aynı Talepler, Yeni Kuşak
Aradan geçen 36 yıla rağmen, talepler değişmedi. Gençlik, bir kez daha "Biz buradayız!" diyor.
Saraçhane Meydanı, 2025'in ilkbaharında sadece bir protesto alanı değil, toplumun vicdanının yankılandığı bir hafıza mekânına dönüştü. Gençler bu kez, artan yoksulluğa, kamu kurumlarının siyasallaşmasına, ifade özgürlüğüne yönelik baskılara, seçilmiş belediye başkanlarına uygulanan kayyum politikalarına ve barolara yapılan anti-demokratik müdahalelere karşı ayağa kalktı.
Saraçhane'deki gösterilere karşı gelişen sistematik polis şiddeti, provokasyonlar ve hedef göstermelere rağmen, 1989'da olduğu gibi 2025'te de gençlik, sokaktan vazgeçmedi. Çünkü biliyorlar: Demokrasi, evde oturarak değil; meydanlarda, forumlarda, ağaçların gölgesinde örgütlenerek büyürür.
Sosyal Demokrasi: Geçmişin Hafızasından Geleceğe Çıkış Yolu
1989'da da, 2025'te de, gençliğin talep ettiği şey aslında aynı: Şeffaf, katılımcı, halktan yana ve eşitlikçi bir yönetim anlayışı. Bu talebin siyasal karşılığı ise sosyal demokraside yatıyor.
Sosyal demokrasi, sadece ekonomik bir model değil; aynı zamanda ifade özgürlüğü, laiklik, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü temelinde bir toplum vizyonudur. Gençliğin, bugün işaret ettiği yol da budur.
Bugün Saraçhane'de çıkan her ses, çok daha büyük bir çağrının parçasıdır: “Bu düzen değişmelidir ve değiştirilecek! Çünkü biz geleceğiz.”
Son Söz: Direniş Unutmaz
Tarihsel hafıza, yalnızca arşivlerde yaşamaz; meydanlarda, afişlerde, sloganlarda ve en çok da direnenlerin yüreğinde yaşar.
1989'da Bahar Direnişi'ni yüklenen kuşak neyi savunduysa, 2025'te Saraçhane'de toplananlar da aynısını savunuyor.
Çünkü bazı talepler eskimez. Çünkü bazı sözler kuşaktan kuşağa devredilir. Çünkü bazı meydanlar, sadece alan değil; geleceğe yazılan bildirilerdir.
Ve biliyoruz ki: Gençlik kazanacak. Demokrasi kazanacak.
--
Muratcan IŞILDAK